Motosikletime Arkadan Çarpmışlar :(

26 04 2007

dun aksam bizim donem mezunu furkanlarda kalmistim sabah bi baktim arabanin teki motosiklete arkadan gecirmis. Allah tan adam bizi buldu masrafi karsilayacak. Yaklasik 150 lira tutuyor. Bu fotografi sabah serviste cektim.


Motosikletler Çok Hızlı Hızlanır! :)

26 04 2007

korkum bunun olmasi cok muhtemel bir olay iyi bir motorun 3 sn de ciktigi dusunulurse 100 e su an piyasadaki iyi arabalar 6 sn den asagi degil hatta 9-10. Onlarda bile koltuga yapisiyorsaniz. Motosiklette sıkı tutunmak lazim. :)


Motosiklet Tehlikelidir !

26 04 2007

Motorcycles have a far higher rate of crippling and fatal accidents per unit distance than automobiles. According to the U. S. Highway Safety Authority, in 2004 15.0 cars out of 100,000 ended up in fatal crashes while the rate for motorcycles is 69.3 per 100,000. The picture is grimmer when distance travelled are taken into account: in 2004 in the U.S., there was 0.4 fatalities per million miles compared to 0.012 passenger car fatalities per million miles (a ratio of 33 to 1).

Helmets, full- and open-face

An MSF rider course for novices

In fact, a common emergency room term for motorcycle is “donor cycle,” which refers to fatal crashes where the motorcyclist’s organs are donated for use in transplants.

wiki den aman dikkat arkadaslar :S


korumalarin onemi

26 04 2007

http://www.sendeyolla.com/medyadetay.aspx?&tid=3&cid=10&id=55065

adamin ustunde o korumalar olmasa idi muhtemelen yoldan parcalarini toplardiniz.


mantiksiz motosiklet videolari, cok tehlikeli cik cik :O

26 04 2007

bmw k1200s acceleration from 0-280

http://www.youtube.com/watch?v=tqvkNDx6JwM

—————————————

a suzuki hayabusa accelerating on about 230 mph (~350)

http://www.youtube.com/watch?v=Ajb8UuBUIWw

—————————–

Suzuki Acceleration Test Ride 0′dan 300′e 22 sn de

http://www.youtube.com/watch?v=kTA6cYAHqLY


Hindistan Hakkında!!! :O

25 04 2007

hindistan da yazin gidecegim staj hakkinda yukarida bahsettigim sitenin (www.hikayeokuyucusu.com) sahibi selin yurdakul a mail atmistim. bana oldukca uzun bir mail atmis. paylasmak istedim. umarim forumu sisirmez. :O. cok guzel ozet gecmis. :)
********************
merhaba:) yazdiklarimin isine yaramasina cok sevindim. insan boyle bir yere gitmeden once ne bulursa okumak istiyor. ben gitmeden once tezimi yeni vermistim. biter bitmez oturdum yine bilgisayar basina. hindistanla ilgili plan cikarmaya basladim. elimde kalem kagit o kadar okuyup not aldim ki herkes yeni tez mi yaziyorsun diye dalga gecti:)

herhalde sen de bulmussundur ama ben genellikle bir yere giderken virtualtourist.com a ve frommers.com a bakiyorum. ilkinde insanlar kisa kisa gittikleri yerleri, nasil sorunlar yasadiklarini, baslarina neler geldigini, bazen de nereye nasil gidilecegini anlatiyorlar. mesela cinde bu site sayesinde bayagi bir kaziklanmaktan kurtulduk. obur site de anlattigi yerlere toplu tasima araclariyla nasil gidilecegini yaziyor genelde. ama hindistan icin yapmamis cunku turistler orada genelde arabalarla oradan oraya tasiniyor.

hangi sehre gidecegin daha belli degilmis ama sanirim guneydeki ya da orta bolgelerdeki bir yere gideceksin. cunku bilgisayar sirketleri genelde buralarda yogunlasmis. biz hindistanin silikon vadisi denen bu kismindaki sehirlere gitmedik ama ben genel olarak iklimle ilgili bir seyler yazayim.

kuzeyde kara iklimi hakim. kislar soguk, yazlar sicak. biz oradayken hava kuruydu mesela. bu yuzden 40 derecede bile rahatsiz olmadan dolasabildik. guney ise daha iliman ve nemli. ben tabii sadece orada oldugumuz donemi biliyorum ama yine de, yazin gitmek istediginden emin misin:)? bildigim kadariyla yazin hindistan cok sicak ve cok yagmurlu oluyor. biz gittigimizde de hava 30-40 derece arasinda degisiyordu ama en azindan yagmur yoktu. kalkutada muson yagmurlarinin sonu dedikleri bir doneme rastladik. her gun iki saat yagmur yagdi ve her yeri sel basti. musonlarin ortasinda cok daha kotu olur herhalde. gerci sen kapali bir alanda bulunacaksan hava sorun olmaz tabii ama yine de soylemek istedim.

aslinda bu iklimle ilgili olan bir de trafik sorunu var. kuzeyde trafikte henuz herhangi bir duzen olusturmaya calismamislar. kopekler, inekler yolun ortasinda yatiyor, rickshawlar her yerden gecip gidiyor. yani bir arabayla trafigin ortasina dalmazsan ulasim daha kolay. ama guneydeki sehirler duzenli. sehirler daha bir sehre benziyor. haliyle trafigi de duzenlemisler ve ulasim imkansizlasmis. ozellikle kalkutada yollar surekli tikali. yagmur da yollari ve kaldirimlari gole cevirince hic bir yere gidilemez oluyor tabii.

yani yaz donemi biraz riskli sanirim. ama tabii insan kendini hazirladiktan sonra sorun olmaz. pislik konusu da ayni. Hindistan gercekten pis. İnekler, domuzlar, kopekler, copler, her sey sokakta. Delhide, jaipurda ve kalkutada gayet normal bir sekilde ciplak bir cocugun gelip sokagin ortasina cisini yaptigini gorduk:) Agrada kanalizasyon yolun yanindan akiyordu. Ama ben gitmeden once hindistandaki pislikle ilgili o kadar cok sey okuyup kendimi hazirlamistim ki nasil olduysa hic rahatsiz olmadim. Bir de tabii yanimizda butun gerekli seyleri goturduk. Kagit yastik kiliflarimiz, carsaflarimiz, basimizi pis bir yere koymamiz gerekirse diye kukulatali tshirtler, pureller, kolonyali mendiller. Ne bulduysak goturduk. Bir de dedik ki cok rahatsiz olursak doneriz. Oyle deyince biraz rahatliyor insan.

Yani sonuc olarak bence 2-3 ay hindistanda kalinabilir ama pislige ve sicaga kendini hazirlayip kendini iyi hissedecek kadar onlem alirsan.

bir de arada bir bunalinca kendine gelmek icin bir seyler olmali. Hindistan kendine gore karman corman bir duzeni olan bir yer. Trafik, sicak, kalabalik. Bunlarin icinden insan ara sira cikip bir kendine gelme ihtiyaci duyuyor. Biz mesela neredeyse her gun pizza hutta yemek yedik. En azindan biraz serinliyor insan. Ya da mesela jaipurda 3ytlye de kalabilecegimiz bir otel varken, biraz daha temiz pak olsun, rahat edelim diye oraya gore pahali sayilabilecek bir otelde kaldik, 20 ytlye. Ucuz otelde kalip, yerel yemeklerden de yiyebilirdik ama zaten insani zorlayan sartlarin icinde kendimizi daha da zorlamis olurduk. Bir de surekli bir kaziklanma durumu oluyor. turistlerin turkiyede ne hissettigini ilk defa hindistanda anladik:) Guneyde biraz daha iyiydi ama kuzeyde tek bir kisi bile karsiliginda para istemeden bize yardim etmedi. Surekli yanlis yonlendirip zor durumda birakma, ondan sonra da yardim ediyor gibi kaziklama taktigi uyguluyorlar. İnsan ikinciden sonra ne yaptiklarini anliyor ama sinirlenip ugrasmamak icin sesini cikarmiyor. Mesela bindigin rickshawcu senden 3 kati para isteyebiliyor. Boyle bir durumda amaan ne olacak deyip sinirini bozmadan kazigi yiyebilecek kadar fazladan bir miktar parayi gozden cikarmak lazim. Yoksa insan biraz daralabilir.

220$ bir maas olarak oraya gore nasil acikcasi bilmiyorum. Orada bilgisayar sirketlerinden birinde yuksek sayilan bir maasla calisan birisiyle konusmustuk. Yanlis hatirlamiyorsam 7000ytl gibi bir maas aliyordu. Ama tabii staj maasinin dusuk olmasi normal. Ev kiralarini da bilmiyorum. ama bizim turist olarak otele verdigimiz paraya gore bana biraz az gibi geldi. kalinacak yer hindistanda kalabilmek acisindan cok onemli. Cunku fareler, maymunlar evlerin duvarlarinda dolasiyor. Mesela kalkutada kaldigimiz otelde son gece bir fare odamizin icinde kostu durdu:) otelde son gece boyle birsey rahatsiz etmez de 2 ay bir fareyle yasamak kolay olmaz herhalde:) o yuzden mumkunse bence kalacagin yeri onceden ayarlamaya, resimlerini gormeye calis. Bir de hindistanda penceresiz oda diye bir sey var. bir suru otelde fiyat pencereli ve penceresiz olarak ayrilmisti. Ucuz ama kutu gibi bir yatak sigacak buyuklukte penceresiz odalar vardi. ama tabii evler nasil bilmiyorum. belki de kalacagin yer sirketce karsilaniyordur, o zaman bunlari dusunmen gerekmez ama kalacak yer deyince aklima bunlar geldi, yazayim dedim.

En son bir de genel olarak bir gunde ne kadar para harcadigimizla ilgili bir seyler yazayim.

Otele bir kisi, bir gece 4.50ytl(150Rs) ile 30ytl(1000Rs) arasinda verdik. odalarin hepsi sicak suyu, airconditioni, televizyonu olan ama daha cok pansiyon denebilecek kalitede odalardi(bazilarinin fotografini koydum) Bunlari istemediginde fiyatlar bazen yari yariya dusuyordu. Ortalama bir fiyat olarak gunde otele 1 kisi Rs500(15ytl-10$) diyebilirim. Cunku bazen daha ucuza bazen daha pahaliya kaldik.

Ulasim pek bir sey tutmadi. İki alternatif vardi. rickshawlar/taksiler ve metro/otobus/ferryler. Birincide ortalama bir mesafede(genelde cok uzak olmayan yerler, 10 dakika suruyor) her gidis Rs50( 1.50ytl), ikincide de Rs8(300ykurus) tuttu. Yani gunde 4 kere bir aracla fazla uzak olmayan bir yerlere gidilecek olsa rickshawlarla Rs200, toplu tasima araclariyla Rs32 tutuyor. Buna da ortalama gunde Rs100(3ytl-2$)diyebiliriz herhalde. Gunluk fiyata katilmaz ama havaalani sehir arasi taksi butun sehirlerde Rs250-300( 7.50-9ytl) tuttu. Bir de tren fiyatlari var (trenine gore 18-45ytl arasi odedik)

Yemek de ayni ulasim gibi, iki alternatifi var. hint yemekleri, ya da pizza hamburger gibi seyler. İlki yenilen yere gore Rs15-Rs120 arasinda degisiyor(tabii cok pahalilari da var da kismen ucuz ama temiz ve guvenilir gorunen yerlerde fiyatlar boyle) Pizza hamburger gibi yemekler de bizdekine gore cok ucuz:) Rs75e( 2.50ytl) pizza hutta bir kucuk pizza, corba ve dondurma vardi. mcdonaldsta mcchicken menu Rs99du(3ytl). Yani yemek icin gunde ortalama Rs150(3$) denebilir. Ama mesela toplu yemek verilen, yemekhane gibi yerlerde bir ogun Rs15ti. O zaman daha ucuz olur tabii. ama hint yemekleri her zaman yenebilir mi bilmiyorum. cunku hepsi aci. uzerine biraz flas patlamis ama ne oldugu gorunuyor. http://www.hikayeanlaticisi.com/gez/hndstn/trendeyemek.jpg burada Rs15e yenebilecek normal bir hint yemegi var. bunu trende yedik. Ama ucakta ve bir restoranda yedigimiz iki yemekte de ayni menu vardi:) tuzsuz pilav, chapati dedikleri ve ekmek gibi sulu yemeklere batirdiklari ince pide ve biri cok aci biri daha yenebilir iki mercimek yemegi. Hindistanda kirmizi et yenmedigi icin protein ihtiyacini karsilamak icin surekli mercimek yiyorlar. Yiyeceklerin uzerinde kirmizi ve yesil noktali etiketler var. yesil veg yani vegan, kirmizi da nonveg. Kirmizida kirmizi et yok ama hayvani yaglar falan kullanilmis, yesilde de herhangi bir hayvani urun yok demek oluyor. mcdonalds gibi yerlerde tavuk oluyor, pizza hutin bir pizzasinda da salam vardi:)

Kalacak yer, ulasim ve yemek disinda bizim bir de gezilecek yerlere giris masrafimiz oldu. aslinda en cok da bunlar tuttu. Mesela agrada otel adam basi Rs150, tac mahale giris adam basi Rs750ydi:)

Otel Rs500(15ytl-10$)
Ulasim Rs100(3ytl-2$)
Yemek Rs150(3$)

Yani otelle birlikte gunde 15$ ediyor, oteli cikarirsak da ayda $150. biraz ucu ucuna gibi oldu ama bizim karsilastigimiz fiyatlar boyleydi. Mesela bir yurtta kalan cocuklar 3 kisiyle paylastiklari elektrigi yokmus gibi gorunen odalari icin ayda Rs300, her ogun icin de Rs12 odediklerini soylediler. Yani oda haric yemekle ulasim olsa olsa gunde 3$a duser. Ama her seyin en ucuzunu yapa yapa da ben olsam mesela bir sure sonra daralirdim sanki. Cunku Hindistan pek parasiz kalinacak bir yer degil. O zaman pislik falan gercekten rahatsiz edebilir insani.

Bence eger mumkunse kalacak yer haric ayda $150 ve bir de bir sorun olursa halledebilmek ya da degisik bir seyler yapabilmek icin fazladan ayda $150 bulundurmak daha rahat olur. dunden beri harcamalarimizi yazdigimiz kagidi ariyorum, buraya yazayim diye. daha bulamadim ama yanlis hatirlamiyorsam 3 kisi 20 gun oteller, trenler, kalkuta-mumbai arasi bir ucak bileti dahil toplam $1800 harcadik ve yanimizda da dokunmadigimiz ama gerekirse diye bulundurdugumuz $1500 vardi. yani donmek istersek donebilecek, otel cok kotu cikarsa iyi bir otele gidebilecek, ya da adamlarin attigi kaziklara sinirlenmememizi saglayacak miktari hep yanimizda tuttuk ki rahat olalim.

Yani boyleyken boyle iste. Biraz uzun oldu ama umarim isine yarar. eger gidecegin sehir belli olursa ya da daha baska bir sey merak edersen daha somut ve pratik bir seyler yazmaya calisirim:) bence kendini pislige hazirla, yanina da biraz para al git:)

Yazmayi unuttugum bir kac sey var. onlari da yazayim.

Hindistanda hava cok kirli. Sanirim oradaki besinci gunumuzde bogazimiz agrimaya basladi ve bundan iki gun sonra da sesimiz tamamen kisildi. İki gun hic sesimiz cikmadi. 20 gun sonunda istanbula dondugumuzde sesimiz hala boru gibi cikiyordu.

Bir de yukarida biraz bahsettim ama yine yazayim. hintliler surekli yabancilari ve birbirlerini kaziklama derdinde. Habire yalan soyluyor, insani dukkanlarina, anlasmali olduklari otellere suruklemeye calisiyorlar. Yani en iyisi nereye nasil gidecegini bilerek yola cikmak. O zaman kaziklayamayacaklarini anlayip cekiliyorlar. Ama saskin saskin ortada durunca hemen basina ususup cekistirmeye basliyorlar. Ama nereye gidecegini bilmek de her zaman cozum degil. Mesela varanaside rickshawcuya istedigimiz otelin adini verdik ve adam bizi bizim otelin sahtesine goturdu:)bir harfi degistirmisler:) yani en iyisi surekli uyanik davranmak. Ozellikle iyi insanlar olduklarindan, cocuklarindan bahsetmeye basladilar mi mutlaka insani kaziklamaya calisiyor oluyorlar. Yani bize rastlayanlar boyleydi:)

Siteyi bulduguna gore gormussundur herhalde ama burada bir suru link, fiyat ve diger seyler var http://www.hikayeanlaticisi.com/gez/hndstn/yararli.htm bir de lafi fazla uzatmadan gun gun yaptiklarimizi anlattigim kisim var http://www.hikayeanlaticisi.com/gez/hndstn/05102006.htm belki isine yarayan bir seyler bulursun

Daha fazla uzatmayayim:)iyi gunler, kolay gelsin. Umarim gidebilirsin:)


Google Earth ile Ankara Fotoğrafları Eklendi

26 03 2007

Sitemin galeri kısmında Google Earth üzerinden alınmış değişik Ankara Fotoğraflarına ulaşabilirsiniz. İyi seyirler! :)


Mevsimine gore giyinmek lazim! :)

12 03 2007

Bugun yeni bir sey daha ogrendim. Yaz gelmeden hava sicak diye gaza gelip yazlik motosiklet giysilerini kullanmamak gerekiyormus. Su an tarzan gibi donmak uzereyim kendimi odev bahanesi ile internet kafe ye attim isiniyorum. Allah’tan kafe eve yakin da oradan yirtacagiz.
Hep bahsederim giysi onemlidir, giysisiz motosiklete binilmez diye ayrica giysi giyerken de mevsime dikkat etmek gerektigini boylece soguk bir tecrube ile ogrenmis olduk.

Giysinin onemine soyle bir ornek verecek olursak, Bahceli 4-44 Motomax in sahibi Bora bey var. Bu 2 sene once eskisehir yolundaki ogrenci yurdunun (trafik isigi olan) oradaki yol ayrimindaki kaldirima yaklasik 110 km lik bir surat ile carpmis. Ustundeki giysiler tam takimmis. Sonuc olarak hafif yaralanmis ve ayakta tedavi gormus. 110 km ile, Kaskini gosterdi bana, kask cene tarafindan darbe almis ama ilginctir aldigi darbe ile arka tarafi patlamis demek ki gucu iyi bir sekilde disariya aktariyor. Ve diger ustundeki tum giysiler oldugu gibi cope gitmis. Neymis giysi giymek lazimmis ama mevsimine gore.


İşte ödül alan fotoğraflar

5 03 2007
 
 
Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin (TFMD) her yıl düzenlediği ‘’Yılın Basın Fotoğrafları - 2006′’ yarışması sonuçlandı.
 

-ÖDÜLLER-

Melih Zafer Arıcan, Atila Cangır, Haluk Çobanoğlu, İbrahim Demirel, Burhan Eliş, Rıza Ezer, Can Karakaş, Burhanettin Özbilici, Selahattin Sevi, Uğur Tenekecioğlu ve Fevzi Yazıcı’ndan oluşan jürinin ödüle değer bulduğu eserler şunlar:

Yılın Basın Fotoğrafı:
Ağlayan Şehir Beyrut (Kürşat Bayhan-Zaman Gazetesi)

Yılın Haber Fotoğrafı:
Mavi Emzikli Bebek (Kürşat Bayhan-Zaman Gazetesi)

Yılın Serbest Fotoğrafı:
Düş (Ümit Bektaş-Reuters) 

Yılın Siyaset Fotoğrafı:
Kartvizit Çorap (Alper Yurtsever-Takvim Gazetesi)

Yılın Spor Fotoğrafı:
Kanım Yerde Kalmayacak (Erhan Güven-Zaman Gazetesi)

Yılın Çevre Fotoğrafı:
Yetişin Komşular (Göksel Yapar-Doğan Haber Ajansı) 

Yılın Foto Röportajı:
Ağlayan Şehir Beyrut (Kürşat Bayhan-Zaman Gazetesi)

JTI Özel Ödülü:
Çölleşiyoruz (İbrahim Yakut-Anadolu Ajansı)
Ak Güvercin’in Kara Oğlana Vedası (Ümit Kozan-Doğan Haber Ajansı)
Çöpte Uyku (Aykut Fırat-Serbest Fotomuhabiri)

Rafet Hüner Özel Ödülü:
İstanbul’da Yağmur (Ercan Arslan-Milliyet Gazetesi)
Davetsiz Misafir (Hasan Tüfekçi-Hürriyet Gazetesi) 

Mustafa Pekcan Özel Ödülü:
Kurban Olam Ayına Yıldızına (Kayhan Özer-Anadolu Ajansı)
Kurtarılan Miras (Suphi Kaya-Zaman Gazetesi)

 

-ÖVGÜYE DEĞER BULUNANLAR-

Yarışmada dallarında övgüye değer bulunan eserler ise şöyle:

Haber Fotoğrafı Dalında:
Hayata Bakış (Cihan Yıldırım-Anadolu Ajansı)
Kuş Gribi (İbrahim Usta-Zaman Gazetesi) 

Serbest Fotoğraf Dalında:
Farklı Bir Açıdan (Tolga Adanalı-Anadolu Ajansı)
Tören Öncesi Eller (Arif Akdoğan-Star Gazetesi)
Öcü (Volkan Furuncu-Anadolu Ajansı)

Siyaset Fotoğrafı Dalında:
Her Başarılı Kadının Arkasında Bir Erkek Vardır (Selahattin Sönmez- Turkish Daily News)
Siyasetçinin En Zor Anı (Arif Akdoğan-Star Gazetesi)

Spor Fotoğrafı Dalında:
Kafa Topuna Yanlış Zamanlama (Tolga Adanalı-Anadolu Ajansı)
Pistte Tepe Takla (Rıza Özel-Anadolu Ajansı) 

Çevre Fotoğrafı Dalında:
Çevre Kirliliği (İbrahim Usta-Zaman Gazetesi)
Martının Yaşam Çığlığı (Selahattin Sönmez-Turkish Daily News)

Foto Röportaj Dalında:
Lübnan Vuruldu (Rıza Özel-Anadolu Ajansı)

 

 

 
05 Mart 2007, Pazartesi

Delikanlı, öyle olunmaz!

28 02 2007

SENAİ DEMİRCİ ( s.demirci@zaman.com.tr) - Zaman (Gençlik) - 28 Ocak 2007, Pazar

Delikanlı adamın gözleri ışıl ışıldır. Sınırların ve çizgilerin bir güzelliği tanımlamak için var olduğunu bilir. Çerçevelerin ve farklılıkların ayırmaya, dışlamaya, bölmeye, itmeye değil, yeniden tanımaya yaradığını öğrenmiştir.

Öyle gözünü kat kat katarakt bağlamış gibi kendisine yakın olanları gözlerine kilitleyip, kendisi gibi olmayanları kirli, puslu, neşesiz bir grinin biçimsizliğinde eritmek yazmaz delikanlılığın kitabında. Trabzonlu delikanlı ne kadar can parçası ise, Diyarbakırlısı da o kadar ana kuzusudur anasının gözünde. Yirmi küsür yıl kadar önce, yeni doğduklarında, beşik kertmesiyle “düşman” yazılmadılar birbirlerine.

Delikanlı adamın yüreği pırıl pırıldır. Sevmenin, sevilmenin, aşık olmanın, sevgilinin gözlerinin içine bakmanın taraf tutmadığını bal gibi bilir. Aşk padişah fermanını tanımadığı gibi; cumhuriyetin “misak-ı millî” sınırlarını da hesaba katmaz. Kalp, siyasî haritalara göre açmaz kanatlarını. Politikacıların kalplerini masa altına saklayarak çizdikleri “masa üstü” çizgileri ciddiye almaz. Karşı köyden “sarı gelin” de olsa sevdiği, bizim köyün Mihriban’ının sarı saçlarına dolandığı gibi dolanır gönlü. Acıları, ayrılıkları, kayboluşları, ölümleri, yıkılışları adamına göre kategorize etmeler delikanlılığa sığmaz.

Delikanlı adam bileğinin hakkıyla elde eder asaletini. Öyle doğuştan ayrıcalıklara fit olmaz; şikeli başarılarla övünmez; hakkını vermediği etiketi yakasına takıp hava atmaz. Asaletin damarlarında dolaşan kanın biyokimyasına değil, Rabb’ine hakkıyla kul oluşuna bağlı olduğunu pekâlâ bilir. Hep hatırındadır ırkını kendisinin seçmediği. Kendisini ırkından, köyünden, babasından, dedesinden dolayı övenlere gülüp geçer. Eliyle emeğiyle tek bir taş koymadığı duvarlar üzerine basarak yükselmeyi kendine yakıştırmaz. Olsa olsa, asil dedelerinin torunu olmaya çabalar, güzel işlerle anılan milletine yakışır şeyler yapmaya özen gösterir. İlkokul yıllarından beri belletilen “etrafı düşmanlarla çevrili ülkedeyiz” telkinlerine kanıp, sınırların ötesine adım atmaya korkmak delikanlının işi değildir.

Delikanlı adam, delikanlılığın Rabb’ine kul olmaktan geçtiğini bilir. Peygamberleri “en delikanlı” adamlar bilir. Babasına baş kaldıracaksa, “genç” İbrahim[as] gibi isyan eder. Yapıp ettiklerini sorgulamadan kuşaktan kuşağa aktaran kokuşmuş törenin kanlı ve kirli ipine bağlamaz aklını. Dimdik durur, durur İbrahim [as] gibi. Erkekliğini ispatlayacaksa, yakışıklı Yusuf [as] gibi durur şehvetle süslenmiş billboardlar karşısında. Erkek olmanın önüne gelen yılışık çağrılara, gözünü boyayan sığ aşufteliklere, tenden ötesini vaad etmeyen, hatta teni bile vaad etmeyen sırnaşık teklifsizliklere kapıanlmak olmadığının farkındadır. İntikam almak gerekirse kendine çektirenlerden, Mekke’yi fetheden Muhammed Aleyhisselatüvesselâm’ın yaptığını yapar. Düşmanlık edenlere, onların kendisine yaptığının aynısını yapmaz; kötülüğün yerine yeni bir kötülük daha eklemez. Kötülüğün yerine iyiliği koyar; onların yaptığının tam tersini yapar. İntikamını böylece alır.

Delikanlı adam eline silah almadan önce kitap alır, Kitab’ı alır. Dedelerinin, bugünkü küresel güçlerin yerinde yeller eserken, korktukları için değil, şirin gözükmek için de değil, laik oldukları için hiç değil; kopkoyu Müslüman oldukları için, bütün İbrahimî dinlerin hatırası olan Kudüs’ün kapısına “Lâ ilâhe illâllah”tan sonra “İbrahim halîlullah” levhasını yazdırdıklarını okur. Delikanlı adam, duruşunu, bir ihtilal nefretiyle yeryüzüne kusulmuş, kaba ve softa “ulusalcılık” üzerinden değil, dini sığlaştırıp taraftarlığa dönüştüren, gerçeği siyasallaştırıp ‘öteki’ne çevrili mızrak gibi karikatürleştiren, oryantalist icadı “İslamcılık” üzerinden de değil; kendi kalbini kendisini bildiğinden çok bilen Rabb’ine adam gibi teslim olmanın inceliği üzerinden belirler. Heva ve hevesini alt etmeyi büyük cihat diye öğreten, öfke ve nefretini yeneni en delikanlı pehlivan ilan eden incelikler Peygamberi’nin[asm] gül nefesiyle inceltir kendini. Bilir ki, Müslüman incedir, incelir, incitmez, incinmez.

Delikanlı adam, sevdiğini serseri kurşunlara kurban etmeyi hak etmemiş bir kadının acıyla fısıldadığı “bir bebekten katil yaratan karanlık”a, bugünlerde, yeni bebeklerin doğduğunu görüp “nur”a kandil olmak için yanıp tutuşur.